PAÜ Hastaneleri Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Nil Güler yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Kan bağışı, insan hayatını kurtaran en önemli doku nakillerinden biridir. Kan, bir doku olduğu için günümüz teknolojisinde laboratuvar ortamında tam olarak üretilememekte, bu nedenle tek kaynağını gönüllü kan bağışçıları oluşturmaktadır. Bu durum, kan bağışını sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez hale getirmektedir. Kan bağışçılarından alınan kan ve kan ürünlerinin belirli saklama süreleri bulunmaktadır. Bu nedenle kan ihtiyacının kesintisiz karşılanabilmesi için düzenli ve sürekli bağış yapılması büyük önem taşımaktadır. Kan bağışı tamamen gönüllülük esasına dayanır ve toplum sağlığına yapılan en değerli katkılardan biridir. Kan bağışında bulunan kişiler, ihtiyaç sahibi hastaların yaşamlarının kurtarılmasına ve tedavilerinin sürdürülebilmesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Genel sağlık durumu iyi olan, 18-65 yaş aralığında ve en az 50 kilogram ağırlığındaki gönüllüler kan bağışında bulunabilmektedir. Erkekler 90 günde bir, kadınlar ise 120 günde bir kan verebilirler. Bununla birlikte bazı durumlarda kişiler geçici olarak kan bağışında bulunamazlar. Ateşli hastalık veya aktif enfeksiyon varlığı, yakın zamanda antibiyotik kullanımı, diş çekimi veya cerrahi işlem geçirmiş olmak, gebelik ve emzirme dönemi ile son 12 ay içerisinde dövme, piercing yaptırmış olmak ya da kan teması riski oluşturan durumlar bunlar arasında yer almaktadır.”

İŞKUR, OSB ve MAKSİAD'dan Kadın İstihdamına Güçlü Destek
İŞKUR, OSB ve MAKSİAD'dan Kadın İstihdamına Güçlü Destek
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Nil Güler: “Kan bağışı, birkaç dakikalık bir zaman ayırarak bir insanın hayatına umut olabilmenin en anlamlı yollarından biridir.”

Bazı sağlık durumlarının kalıcı olarak kan bağışına engel teşkil ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Güler, Hepatit B, Hepatit C ve HIV gibi bulaşıcı hastalık öyküsü bulunan kişiler ile ileri derecede kalp, akciğer veya böbrek hastalığı olan bireylerin kan bağışında bulunmalarının uygun olmadığını vurgulayarak, “Kan bağışı konusunda en önemli hususlardan biri, gönüllü bağışçıların düzenli aralıklarla kan vermeleridir. Düzenli bağışlar sayesinde kan merkezlerinde her an kullanıma hazır yeterli miktarda kan ve kan ürünü bulundurulabilmektedir. Yeterli kan stokunun bulunmadığı durumlarda ise ani gelişen hastalıklar, kazalar ve acil müdahale gerektiren durumlarda ihtiyaç duyulan kanın temininde güçlük yaşanabilmekte, bu da istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle toplumumuzda düzenli ve gönüllü kan bağışı bilincinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” dedi.